Dava Şartı Arabuluculuk Nedir? Hangi Davalarda Arabulucuya Gitmek Zorunluluğu Bulunuyor?

Bir işten ayrılış süreci, tahsil edilemeyen ticari alacak, uzayan bir kira uyuşmazlığı veya ortaklığın giderilmesi talebi… Bu tür uyuşmazlıklarda çoğu kişinin ilk düşündüğü yol dava açmaktır. Ancak bazı alanlarda mahkemeye başvurmadan önce arabulucuya gitmek artık zorunludur.

Bu zorunluluk, hukukta “dava şartı arabuluculuk” olarak adlandırılır. Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki bir uyuşmazlıkta arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa, mahkeme uyuşmazlığın esasına girmeden davayı usulden reddedebilir.

Bu nedenle dava açmadan önce ilk kontrol edilmesi gereken noktalardan biri, uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olup olmadığıdır.

Dava Şartı Arabuluculuk Nedir?

Dava şartı arabuluculuk, kanunda belirlenen bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu kılan sistemdir.

Mahkeme, önüne gelen dosyada uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğunu tespit ederse, arabuluculuk sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığını inceler. Bu kapsamda özellikle son tutanak aranır.

Dava şartı arabuluculukta mahkemenin aradığı temel belge, arabuluculuk sürecinin anlaşma, anlaşmama veya başka bir nedenle sona erdiğini gösteren son tutanaktır.

Dava şartı arabuluculuk, mahkemeye gitmeden önce tamamlanması gereken zorunlu bir ön aşamadır.

Bu aşama tamamlanmadan dava açılması, zaman ve maliyet kaybına yol açabilir.

Dava Şartı Arabuluculuk ile İhtiyari Arabuluculuk Arasındaki Fark

Arabuluculuk her zaman zorunlu değildir. Hukukumuzda arabuluculuk temelde iki şekilde karşımıza çıkar: ihtiyari arabuluculuk ve dava şartı arabuluculuk.

İhtiyari Arabuluculuk Nedir?

İhtiyari arabuluculuk, tarafların kanuni bir zorunluluk olmadan kendi iradeleriyle başvurduğu arabuluculuk türüdür.

Taraflar dava açmadan önce, dava devam ederken veya uyuşmazlık henüz büyümeden ihtiyari arabuluculuk yoluna gidebilir. Bu süreçte anlaşmak zorunlu değildir. Taraflardan biri süreci devam ettirmek istemezse arabuluculuk sona erer ve dava yolu açık kalır.

İhtiyari arabuluculuk, özellikle taraflar arasındaki ticari veya kişisel ilişkiyi tamamen koparmadan çözüm aranmak istendiğinde tercih edilir.

Dava Şartı Arabuluculuk Nedir?

Dava şartı arabuluculuk ise kanunun belirli uyuşmazlıklar için arabulucuya başvurmayı dava açmanın ön koşulu haline getirdiği sistemdir.

Bu tür uyuşmazlıklarda arabulucuya gidilmeden dava açılırsa mahkeme, dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davayı usulden reddedebilir. Bu ret kararı, uyuşmazlığın haklı veya haksız olduğu anlamına gelmez; yalnızca dava açmadan önce izlenmesi gereken zorunlu yolun tamamlanmadığını gösterir.

Hangi Davalarda Arabuluculuk Zorunludur?

Dava şartı arabuluculuk her uyuşmazlık için geçerli değildir. Kanun, bazı alanlarda arabulucuya başvuruyu dava açmanın ön şartı haline getirmiştir.

Uygulamada en sık karşılaşılan dava şartı arabuluculuk alanları şunlardır:

  • İşçi ve işveren uyuşmazlıkları,
  • Ticari davalar,
  • Belirli tüketici uyuşmazlıkları,
  • Kira uyuşmazlıkları,
  • Kat mülkiyeti uyuşmazlıkları,
  • Komşuluk hukukundan kaynaklanan bazı uyuşmazlıklar,
  • Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıkları,
  • Tarımsal üretim sözleşmelerinden kaynaklanan bazı uyuşmazlıklar.

Bu alanlarda da her talebin otomatik olarak arabuluculuğa tabi olduğu söylenemez. Uyuşmazlığın konusu, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edip edemeyeceği ve kanundaki özel düzenlemeler ayrıca dikkate alınmalıdır.

İşçi ve İşveren Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

İşçi ve işveren uyuşmazlıkları, dava şartı arabuluculuğun en sık uygulandığı alanlardan biridir.

Genel olarak şu taleplerde dava açmadan önce arabulucuya başvuru gerekir:

  • Kıdem tazminatı,
  • İhbar tazminatı,
  • Fazla mesai ücreti,
  • Yıllık izin ücreti,
  • Hafta tatili ücreti,
  • Ulusal bayram ve genel tatil ücreti,
  • Ücret alacakları,
  • İşe iade talepleri,
  • İş sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri.

Bu tür davalarda arabulucuya başvurulmadan doğrudan iş mahkemesinde dava açılması halinde, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret riski doğar.

Ancak iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları bu kapsamda ayrıca değerlendirilmelidir. Bu alanlarda dava şartı arabuluculuk her durumda aynı şekilde uygulanmaz.

Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk

Ticari davalarda da arabuluculuk önemli bir dava şartı haline gelmiştir. Özellikle konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.

Uygulamada şu tür uyuşmazlıklar bu kapsamda gündeme gelebilir:

  • Şirketler arasındaki ticari alacaklar,
  • Bayilik, distribütörlük, franchise, taşıma, sigorta veya tedarik sözleşmelerinden doğan para alacakları,
  • Fatura, cari hesap veya hizmet bedeli uyuşmazlıkları,
  • Ticari sözleşmeden kaynaklanan tazminat talepleri,
  • Bazı şirket ortaklığı ilişkilerinden doğan parasal talepler.

Burada önemli ayrım şudur: Her ticari nitelikli uyuşmazlık otomatik olarak dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Dava şartı özellikle para alacağı ve tazminat talepleri bakımından önem taşır.

Bu nedenle ticari uyuşmazlıklarda yalnızca tarafların tacir olup olmadığına değil, dava konusunun ne olduğuna da bakılmalıdır.

Tüketici Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

Tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk, tüketici mahkemelerinde görülecek bazı davalar bakımından gündeme gelir.

Ayıplı mal veya hizmet, tüketici kredisi, abonelik sözleşmesi, konut finansmanı veya benzeri tüketici işlemlerinden kaynaklanan bazı uyuşmazlıklarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekebilir.

Ancak tüketici uyuşmazlıklarında parasal sınırlar ayrıca önemlidir. 2026 yılı için değeri 186.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında il veya ilçe tüketici hakem heyetleri görevlidir. Bu nedenle her tüketici şikâyeti doğrudan arabuluculuk ve tüketici mahkemesi aşamasına gitmez.

Ayrıca tüketici hakem heyeti kararlarına itiraz, bazı ihtiyati tedbir talepleri ve kanunda özel olarak ayrık tutulan alanlar bakımından dava şartı arabuluculuk farklı değerlendirilir.

Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

Kira uyuşmazlıkları, dava şartı arabuluculuğun en çok karşılaşılan yeni alanlarından biridir.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında özellikle şu uyuşmazlıklar bakımından dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gündeme gelir:

  • Kira alacağı,
  • Kira bedelinin tespiti,
  • Kira uyarlaması,
  • Tahliye talepleri,
  • Depozito uyuşmazlıkları,
  • Kira sözleşmesinden kaynaklanan diğer özel hukuk uyuşmazlıkları.

Bununla birlikte, kira uyuşmazlıklarında bazı icra takip yolları ve özel prosedürler bakımından ayrık durumlar bulunabilir. Bu nedenle kira uyuşmazlığının niteliği ve izlenecek yol ayrıca değerlendirilmelidir.

Kiraya veren veya kiracı, dava şartı kapsamına giren bir konuda arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açarsa, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret riskiyle karşılaşabilir.

Kat Mülkiyeti ve Komşuluk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk

Kat mülkiyeti hukukundan kaynaklanan birçok uyuşmazlıkta da dava şartı arabuluculuk gündeme gelir.

Site ve apartman yaşamında sık görülen uyuşmazlıklardan bazıları şunlardır:

  • Aidat ve ortak gider alacakları,
  • Ortak alanların kullanımı,
  • Yönetim planından kaynaklanan uyuşmazlıklar,
  • Yönetici veya kat malikleri kurulu kararlarıyla ilgili bazı ihtilaflar,
  • Ortak yerlerde yapılacak değişiklikler,
  • Bağımsız bölümlerin kullanımıyla ilgili sorunlar.

Komşuluk hukukundan kaynaklanan bazı uyuşmazlıklar da, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği ölçüde dava şartı arabuluculuk kapsamında değerlendirilebilir. Gürültü, ortak alan kullanımı, taşkın kullanım, koku, duman veya benzeri komşuluk sorunları somut olayın niteliğine göre bu alanda gündeme gelebilir.

Bu tür uyuşmazlıklarda arabuluculuk, yalnızca dava şartı olması nedeniyle değil, tarafların aynı apartman, site veya çevrede yaşamaya devam edecek olması nedeniyle de pratik bir işleve sahiptir.

Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Arabuluculuk

Paylı veya elbirliği mülkiyetine konu mallarda ortaklığın sona erdirilmesi için açılan ortaklığın giderilmesi davalarında da dava şartı arabuluculuk gündeme gelir.

Bu tür uyuşmazlıklarda taraflar genellikle taşınmazın aynen taksimi, satış yoluyla ortaklığın giderilmesi, payların devri veya satış bedelinin paylaşımı gibi konularda anlaşmazlık yaşar.

Arabuluculuk sürecinde taraflar, mahkemeye gitmeden önce satış, paylaşım, bir paydaşın diğerinin payını devralması veya farklı çözüm yöntemleri üzerinde görüşebilir.

Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıkları çoğu zaman aile üyeleri veya uzun süreli ortaklık ilişkileri arasında doğduğundan, dava öncesi müzakere zemini pratik önem taşır.

Arabulucuya Gitmeden Dava Açılırsa Ne Olur?

Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki bir uyuşmazlıkta arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa mahkeme, dava şartının yerine getirilip getirilmediğini kendiliğinden inceler.

Arabuluculuk başvurusu yapılmamışsa veya son tutanak sunulmamışsa, mahkeme esasa girmeden davayı usulden reddedebilir.

Bu tür bir ret kararı uyuşmazlığı çözmez. Taraf, arabuluculuk sürecini tamamladıktan sonra yeniden dava açmak zorunda kalabilir. Bu da zaman, masraf ve usulî risk anlamına gelir.

Bu nedenle dava şartı arabuluculuk kapsamındaki dosyalarda son tutanak, dava dosyasının en önemli belgelerinden biridir.

Arabuluculuk Başvurusu Nereye Yapılır?

Dava şartı arabuluculuk başvurusu, kural olarak karşı tarafın yerleşim yerindeki veya uyuşmazlığın konusu olan işlem ya da olayın gerçekleştiği yerdeki adliyede bulunan arabuluculuk bürosuna yapılır.

Arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde bu görev, sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından yerine getirilir.

Taraflar, arabulucular listesinden bir arabulucu üzerinde anlaşabilir. Böyle bir anlaşma yoksa arabulucu, büro tarafından sistem üzerinden görevlendirilir.

Başvuru için her durumda avukatla hareket edilmesi zorunlu değildir. Ancak talebin doğru belirlenmesi, karşı taraf bilgilerinin eksiksiz sunulması, uyuşmazlık türünün doğru gösterilmesi ve sürelerin kaçırılmaması bakımından başvuru aşaması dikkat gerektirir.

Arabuluculuk Süreci Nasıl İşler?

Arabulucu görevlendirildikten sonra taraflarla iletişime geçer ve toplantı için uygun tarih belirlemeye çalışır.

Süreç genellikle şu şekilde ilerler:

  • Başvuru yapılır.
  • Arabulucu görevlendirilir.
  • Taraflarla iletişim kurulur.
  • İlk toplantı günü belirlenir.
  • Taraflar toplantıya davet edilir.
  • Görüşme yapılır.
  • Anlaşma, anlaşmama veya başka bir sona erme sebebiyle son tutanak düzenlenir.

Arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşma zorunluluğu yoktur. Arabulucu karar veren kişi değildir; taraflara çözüm dayatmaz. Görevi, taraflar arasında iletişimi kolaylaştırmak ve müzakere zeminini oluşturmaktır.

Toplantıya Katılmama Ne Sonuç Doğurur?

Dava şartı arabuluculukta taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmaması bazı sonuçlar doğurabilir.

Bu durumda, toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilebilir. Daha sonra açılacak davada, bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulabilir ve lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyebilir.

Bu yaptırım her olayda otomatik ve tartışmasız şekilde uygulanacak gibi görülmemelidir. Toplantıya katılmama sebebi, davet usulü, mazeret durumu ve son tutanağın içeriği ayrıca önem taşır.

Yine de arabuluculuk davetini görmezden gelmek yerine, sürece usulüne uygun şekilde yanıt vermek daha sağlıklı bir yaklaşımdır.

Arabuluculuk Süresi ve Zamanaşımına Etkisi

Dava şartı arabuluculukta süreç genellikle kısa süre içinde tamamlanır.

Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren süreci çoğu dosyada üç hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hallerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Böylece süreç çoğu zaman üç-dört hafta içinde tamamlanır.

Arabuluculuk başvurusu, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından da önemlidir. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Bu nedenle özellikle süre sınırına yaklaşmış alacaklar, itirazlar veya hak düşürücü süreye bağlı talepler bakımından başvuru tarihi dikkatle belirlenmelidir.

Arabuluculukta Anlaşma veya Anlaşmama Halinde Ne Olur?

Arabuluculuk süreci sonunda taraflar anlaşabilir, anlaşamayabilir veya süreç başka bir nedenle sona erebilir.

Taraflar anlaşamazsa arabulucu anlaşmama son tutanağı düzenler. Bu tutanakla birlikte dava şartı yerine getirilmiş olur ve taraflar mahkemeye başvurabilir.

Taraflar anlaşırsa, anlaşma belgesi düzenlenir. Anlaşma belgesi, tarafların üzerinde mutabık kaldığı konuları içerir. Gerekli şartlar sağlandığında bu belgeye icra edilebilirlik şerhi alınabilir veya bazı hallerde doğrudan ilam niteliğinde belge etkisi doğabilir.

Arabucuya başvurmak, tarafların mutlaka anlaşmak zorunda olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle dava şartı arabuluculuk, dava hakkını ortadan kaldırmaz. Sadece dava açmadan önce zorunlu bir müzakere aşaması oluşturur.

Zorunlu Arabuluculuk Ücretini Kim Öder?

Dava şartı arabuluculukta ücret, sürecin anlaşmayla veya anlaşmama ile bitmesine göre değişir.

Anlaşma sağlanamazsa, belirli süreye kadar olan arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Sürenin aşılması halinde aşan kısım bakımından tarafların ödeme sorumluluğu gündeme gelebilir.

Anlaşma sağlanırsa arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir ve aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit ödenir.

Taraflar ücretin kim tarafından ve hangi oranda ödeneceğini anlaşma tutanağında ayrıca düzenleyebilir.

Arabuluculuk ücretinin hesaplanması, uyuşmazlığın türüne, anlaşma bedeline, taraf sayısına ve sürecin dava şartı mı ihtiyari mi olduğuna göre değişir. Bu nedenle ücret konusu ayrı ve teknik bir hesaplama gerektirebilir.

Arabuluculuğa Elverişli Olmayan Uyuşmazlıklar

Her uyuşmazlık arabuluculuk yoluyla çözülemez. Arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği özel hukuk uyuşmazlıkları için mümkündür.

Şu konular genel olarak arabuluculuğa elverişli değildir:

  • Ceza davaları,
  • Nüfus kaydının düzeltilmesi gibi kişisel statüye ilişkin davalar,
  • Velayet ve çocukla kişisel ilişki gibi kamu düzeniyle sıkı bağlantılı aile hukuku konuları,
  • Tarafların serbestçe sözleşme yapamayacağı veya üzerinde tasarruf edemeyeceği uyuşmazlıklar.

Bu nedenle “her dava arabuluculuğa tabidir” veya “her uyuşmazlık arabulucuda çözülebilir” düşüncesi doğru değildir. Arabuluculuk, özellikle para alacağı, tazminat, sözleşme ilişkisi, ticari ilişki, kira, kat mülkiyeti ve benzeri özel hukuk uyuşmazlıklarında işlevseldir.

Dava Şartı Arabuluculukta Temel Kontrol Noktaları

Dava şartı arabuluculuk, işçi-işveren uyuşmazlıklarından ticari davalara, tüketici ve kira ihtilaflarından kat mülkiyeti ve ortaklığın giderilmesine kadar birçok alanda dava açmadan önce tamamlanması gereken önemli bir aşamadır.

Bu süreçte temel kontrol noktaları şunlardır:

  • Uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olup olmadığı belirlenmelidir.
  • Başvuru doğru arabuluculuk bürosuna yapılmalıdır.
  • Karşı taraf bilgileri ve talep konusu açık gösterilmelidir.
  • Sürecin sonunda son tutanak alınmalıdır.
  • Son tutanak dava dosyasına eklenmelidir.
  • Toplantıya katılmama halinde doğabilecek gider ve vekâlet ücreti sonuçları dikkate alınmalıdır.
  • Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından başvuru ve son tutanak tarihleri takip edilmelidir.
  • Anlaşma sağlanırsa ücret, ödeme planı, edimlerin kapsamı ve icra edilebilirlik konuları açıkça düzenlenmelidir.

Dava şartı arabuluculuk, mahkemeye erişimi ortadan kaldıran bir sistem değildir. Uyuşmazlığın dava yoluna taşınmadan önce müzakere edilmesini sağlayan zorunlu bir ön aşamadır. Bu aşamanın doğru yürütülmesi, gereksiz usulî retleri ve sürecin başa dönmesini önler.

Yasal Uyarı : Bu metin yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bütün somut uyuşmazlıkların kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden somut uyuşmazlıklara dair hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybı yaşanmaması adına hukuki süreçlerin yetkin bir avukat aracılığıyla takip edilmesi gerektiğini ısrarla hatırlatırız.

İlgili İçerikler

Benzer İçerikler