Muris Muvazaası Davası Nedir? Mirastan Mal Kaçırma ve İspat

Mirasbırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devirleri, ölümünden sonra mirasçılar arasında önemli uyuşmazlıklara yol açabilir. Bir taşınmazın çocuklardan birine düşük bedelle satılması, bakım karşılığında devredilmesi veya gerçekte karşılıksız bırakıldığı hâlde tapuda satış gibi gösterilmesi, mirastan mal kaçırma iddiasını gündeme getirebilir.

Ancak mirasbırakanın bir mirasçısına taşınmaz devretmesi tek başına muris muvazaası anlamına gelmez. Devrin gerçek bir satışa, geçerli bir bağışa, bakım borcuna veya mirasbırakanın makul bir ekonomik ihtiyacına dayanması mümkündür.

Muris muvazaasında temel mesele, tapudaki işlemin adı değil, tarafların gerçek iradesi ve mirasbırakanın devir amacıdır.

Muris Muvazaası Nedir?

Muris muvazaası, mirasbırakanın tapuya kayıtlı taşınmazını gerçekte bağışlamak istediği hâlde, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapuda satış gibi göstermesidir.

Uygulamada bu yapı genellikle şu unsurlardan oluşur:

  1. Tapuda satış veya başka bir karşılıklı işlem görünümü bulunur.
  2. Mirasbırakan ile taşınmazı devralan kişi, görünürdeki işlemin gerçeği yansıtmadığını bilir.
  3. Tarafların asıl amacı taşınmazı karşılıksız olarak devretmektir.
  4. Devrin mirasçıların miras haklarını etkisiz bırakma amacı taşıdığı ileri sürülür.

Yargıtayın 1 Nisan 1974 tarihli, 1974/1 Esas ve 1974/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, muris muvazaasına ilişkin temel hukuki çerçeveyi oluşturur. Kararda, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlanmak istenen tapulu taşınmazın satış gibi gösterilmesi hâlinde, miras hakkı zedelenen mirasçıların tapu iptali ve tescil talebinde bulunabileceği kabul edilmiştir.

Görünürdeki satış, tarafların gerçek iradesine dayanmadığı için; gizli bağış ise taşınmaz bağışının tabi olduğu resmî şekle uygun yapılmadığı için geçersiz kabul edilir.

Mirastan Mal Kaçırma Ne Demektir?

Mirastan mal kaçırma, mirasbırakanın malvarlığını belirli mirasçılara bırakmamak amacıyla görünürde başka bir işlem yapmasıdır.

Örneğin mirasbırakan;

  • Gerçekte para almadan taşınmazını çocuklarından birine satmış gibi gösterebilir.
  • Tapuda çok düşük bir bedel göstererek bağışı satış görünümüne sokabilir.
  • Taşınmazı devrettikten sonra kullanmaya devam edebilir.
  • Gerçekte bakım ilişkisi bulunmadığı hâlde ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenleyebilir.
  • Önce güvendiği bir kişiye, ardından asıl kazandırmak istediği mirasçıya devir yaptırabilir.

Bu davranışların bulunması davanın mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez. Mirasçılardan mal kaçırma amacı, olayın bütün koşulları değerlendirilerek belirlenir.

Babam Evi Kardeşime Sattı: Muris Muvazaası Var mı?

Mirasbırakanın taşınmazını çocuklarından birine satması hukuken mümkündür. Çocuklar arasında eşit olmayan devir yapılması da tek başına işlemi geçersiz hâle getirmez.

Muris muvazaası iddiasında özellikle şu sorular incelenir:

  • Satış bedeli taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerine yakın mıdır?
  • Alıcı, satış bedelini ödeyebilecek ekonomik güce sahip midir?
  • Ödemenin yapıldığını gösteren banka kaydı veya başka bir belge var mıdır?
  • Mirasbırakanın taşınmazı satmasını gerektiren makul bir ihtiyacı bulunmakta mıdır?
  • Taşınmazı devirden sonra kim kullanmıştır?
  • Mirasbırakan ile mirasçılar arasındaki ilişkiler nasıldır?
  • Alıcı mirasbırakana uzun süre bakım veya maddi destek sağlamış mıdır?
  • Mirasbırakan diğer mirasçılarına da mal veya para bırakmış mıdır?
  • Devir, aile içinde makul bir paylaştırmanın parçası mıdır?

Taşınmazın tapuda düşük bedelle gösterilmiş olması önemli bir emare olabilir. Ancak satış bedelinin düşük olması tek başına muvazaanın ispatı için yeterli değildir. Alıcının ödeme gücü, fiilî ödeme, mirasbırakanın satış ihtiyacı ve diğer deliller birlikte değerlendirilir. Anayasa Mahkemesinin 24 Haziran 2025 tarihli kararında aktarılan yargılama sürecinde de salt bedel düşüklüğünün tek başına muris muvazaasını kanıtlamadığı belirtilmiştir.

Mirasbırakanın Bütün Mallarını Bir Çocuğuna Devretmesi

Mirasbırakanın malvarlığının önemli bölümünü yalnızca bir çocuğuna devretmesi, muris muvazaası iddiasını güçlendirebilir. Bununla birlikte malvarlığının tamamına yakın kısmının devredilmiş olması da tek başına yeterli değildir.

Devrin;

  • Uzun süreli bakımın karşılığı olması,
  • Mirasbırakanın borçlarının ödenmesini sağlaması,
  • Daha önce diğer mirasçılara kazandırma yapılmış bulunması,
  • Aile içinde gerçekleştirilen dengeli bir paylaştırmanın parçası olması

mirasçılardan mal kaçırma amacının bulunmadığı yönünde değerlendirilebilir.

Nitekim yakın tarihli bir Anayasa Mahkemesi kararına konu yargılamada, mirasbırakanın tüm mirasçılarını kapsayan bir paylaştırma yaptığı ve temlikin mal kaçırma amacı taşımadığı gerekçesiyle muris muvazaası davasının reddedildiği görülmektedir.

Bu nedenle yalnızca davacıya taşınmaz bırakılmamış olması değil, mirasbırakanın malvarlığının bütünü ve diğer mirasçılara yaptığı kazandırmalar da incelenir.

Muris Muvazaası Davası Nedir?

Uygulamada mirastan mal kaçırma davası olarak adlandırılan dava, çoğunlukla muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.

Davacı mirasçı, görünürdeki satışın gerçeği yansıtmadığını ve işlemin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını ileri sürer.

İddianın ispatlanması hâlinde taşınmazın tapu kaydı, davacının miras payı bakımından iptal edilerek mirasçı adına tescil edilebilir. Bütün mirasçılar birlikte dava açmışsa talebin kapsamı buna göre belirlenir.

Bazı davalarda tapu iptali ve tescil talebinin yanında veya buna alternatif olarak:

  • Tenkis,
  • Taşınmaz bedelinin tahsili,
  • Ecrimisil,
  • Tazminat

talepleri de ileri sürülebilir. Bu taleplerin koşulları ve hukuki dayanakları birbirinden farklıdır.

Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir?

Muris muvazaası davası yalnızca saklı pay sahibi mirasçılara tanınmış bir dava değildir.

Yargıtayın 1 Nisan 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, saklı pay sahibi olup olmadığına bakılmaksızın miras hakkı zedelenen mirasçılar dava açabilir.

Dava açan kişinin mirasçı sıfatını taşıması ve dava konusu işlem nedeniyle miras hakkının etkilenmiş olması gerekir.

Bir mirasçı, kural olarak yalnızca kendi miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteyebilir. Terekeye temsilci atanması, elbirliği mülkiyeti ve bütün mirasçıların davaya katılımı gibi usul meseleleri ise davanın talep biçimine göre ayrıca değerlendirilir.

Mirasbırakan Hayattayken Muris Muvazaası Davası Açılabilir mi?

Muris muvazaası davası, mirasbırakanın ölümünden sonra açılabilir.

Miras, kişinin ölümüyle açılır ve mirasçılık sıfatı bu tarihte doğar. Mirasbırakan hayattayken çocukların veya diğer muhtemel mirasçıların, ileride mirasçı olacakları gerekçesiyle muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası açmaları mümkün değildir.

Mirasbırakanın sağlığında yaptığı işlemler başka bir nedenle geçersizse ehliyetsizlik, irade bozukluğu, vekâlet görevinin kötüye kullanılması veya genel muvazaa gibi farklı hukuki sebepler gündeme gelebilir.

Muris Muvazaası Davası Kime Karşı Açılır?

Dava, kural olarak muvazaalı işlemle taşınmazı devralan kişi aleyhine açılır.

Taşınmazı devralan kişi ölmüşse dava, onun mirasçılarına yöneltilebilir. Taşınmaz daha sonra başka bir kişiye devredilmişse sonraki malikin hukuki durumu ayrıca incelenir.

Davalı taraflar şunlar olabilir:

  • Mirasbırakandan taşınmazı doğrudan devralan kişi
  • Devralan kişi ölmüşse onun mirasçıları
  • Taşınmazı sonradan devralan kötü niyetli malik
  • Talebin niteliğine göre tapu kaydında hak sahibi görünen diğer kişiler

Taşınmazın birden fazla defa devredilmiş olması, her sonraki malikin otomatik olarak kötü niyetli kabul edileceği anlamına gelmez.

Taşınmaz Üçüncü Kişiye Satılırsa Ne Olur?

Muvazaalı devirle taşınmazı kazanan kişi, taşınmazı daha sonra üçüncü bir kişiye satabilir.

Bu durumda üçüncü kişinin, ilk devrin muvazaalı olduğunu bilip bilmediği önem taşır.

Üçüncü kişi kötü niyetliyse

Sonraki malik;

  • İlk devrin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığını biliyorsa,
  • Aile içindeki muvazaalı düzenin parçasıysa,
  • Taşınmazı gerçek bir bedel ödemeden devralmışsa,
  • Olayın koşulları gereğince muvazaayı bilmesi gerekiyorsa

tapu iptali ve tescil talebi kendisine karşı da ileri sürülebilir.

Üçüncü kişi iyi niyetliyse

Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesine göre tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunabilir.

İyi niyet, kişinin yolsuz tescili bilmemesi ve gerekli özeni gösterse dahi bilebilecek durumda olmaması anlamına gelir. Buna karşılık tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişi tapu siciline güven ilkesinden yararlanamaz.

İyi niyetli üçüncü kişinin korunması nedeniyle taşınmazın geri alınamadığı durumlarda, ilk devralana veya sorumluluğu bulunan kişilere karşı bedel ya da tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Muris Muvazaasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.

Dava konusu taşınmazın değerinin yüksek veya düşük olması görevli mahkemeyi değiştirmez.

Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin davalarda yetki kesin olup dava, kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.

Birden fazla taşınmazın farklı yargı çevrelerinde bulunması veya davada tapu iptali dışında taleplerin de ileri sürülmesi hâlinde yetki ayrıca değerlendirilmelidir.

Muris Muvazaası Nasıl İspatlanır?

Muris muvazaası iddiasını ileri süren mirasçı, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.

Mirasçılar muvazaalı işlemin tarafı olmadıkları için iddialarını her türlü delille, özellikle tanıkla ispatlayabilir. Mahkeme tek bir belirtiye dayanmaz; olayın bütünü üzerinden değerlendirme yapar.

Satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fark

Tapuda gösterilen satış bedeli ile taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri karşılaştırılır.

Aradaki çok büyük fark muvazaa yönünde bir emare olabilir. Ancak vergi ve harçları azaltmak amacıyla bedelin düşük gösterilmesi uygulamada sık karşılaşılan bir durum olduğundan, yalnızca tapudaki bedel yeterli görülmez.

Alıcının ödeme gücü

Taşınmazı devralan kişinin devir tarihinde:

  • Geliri,
  • Malvarlığı,
  • Mesleği,
  • Banka hareketleri,
  • Borçlanma imkânı

incelenebilir.

Alıcının taşınmaz bedelini karşılayabilecek ekonomik gücünün bulunmaması, gerçek bir satış yapılmadığı iddiasını destekleyebilir.

Satış bedelinin gerçekten ödenmesi

Banka dekontları, hesap hareketleri, senetler, yazılı belgeler ve tanık anlatımları değerlendirilir.

Ödemenin elden yapıldığının ileri sürülmesi mümkündür; ancak bu savunmanın hayatın olağan akışına ve tarafların ekonomik durumuna uygunluğu araştırılır.

Mirasbırakanın satış yapma ihtiyacı

Mirasbırakanın;

  • Borç ödeme,
  • Sağlık giderlerini karşılama,
  • Yeni bir taşınmaz alma,
  • İş kurma,
  • Yaşam giderlerini finanse etme

gibi satış yapmasını gerektiren makul bir nedeni bulunabilir.

Mirasbırakanın ekonomik açıdan herhangi bir ihtiyacı olmaması tek başına muvazaayı kanıtlamaz; fakat diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Aile ilişkileri ve mirasbırakanın amacı

Mirasbırakanın davacı mirasçılarla ilişkisi, devralan kişiye yakınlığı, bakım ihtiyacı ve aile içindeki geçmiş uyuşmazlıklar incelenebilir.

Özellikle kız çocuklarından veya önceki evlilikten olan çocuklardan mal kaçırma yönündeki beyanlar, tanık anlatımlarıyla ispatlanabiliyorsa önem taşıyabilir.

Taşınmazın devirden sonraki kullanımı

Taşınmazı devreden mirasbırakanın:

  • Evde yaşamaya devam etmesi,
  • Kiraları toplamayı sürdürmesi,
  • Vergi ve giderleri ödemesi,
  • Taşınmaz üzerinde malik gibi davranması

gerçek bir satış yapılmadığı iddiasını destekleyebilir.

Ancak satış sonrasında mirasbırakana oturma veya kullanma hakkı tanınmış olması da mümkündür. Bu nedenle fiilî kullanım tek başına belirleyici değildir.

Tanıkla İspat Mümkün mü?

Mirasçılar, mirasbırakan ile taşınmazı devralan kişi arasındaki muvazaalı anlaşmanın tarafı değildir. Bu nedenle muris muvazaası iddiasının tanık dâhil her türlü delille ispatlanması mümkündür.

Tanıkların;

  • Devir tarihindeki olayları bilmesi,
  • Tarafların gerçek iradesine ilişkin doğrudan bilgiye sahip olması,
  • Satış bedelinin ödenip ödenmediğini görmüş olması,
  • Mirasbırakanın mal kaçırma amacına ilişkin sözlerini duymuş olması

beyanlarının ispat gücünü artırabilir.

Yalnızca aile içindeki genel kanaati aktaran veya olayı başkasından duyan tanıkların beyanları daha sınırlı bir ağırlığa sahip olabilir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Muris Muvazaası Sayılır mı?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen geçerli bir sözleşmedir. Bakım borçlusu, bakım alacaklısına yaşamı boyunca bakmayı; bakım alacaklısı ise bunun karşılığında bir malvarlığı değerini devretmeyi üstlenir.

Mirasbırakanın bakımını üstlenen kişiye taşınmaz devretmesi tek başına mirastan mal kaçırma anlamına gelmez.

Mahkeme özellikle:

  • Mirasbırakanın yaşı ve sağlık durumu,
  • Bakıma duyduğu ihtiyaç,
  • Bakımın fiilen yerine getirilip getirilmediği,
  • Tarafların sözleşme öncesindeki ilişkisi,
  • Devredilen malın toplam malvarlığı içindeki oranı,
  • Bakım borçlusunun sunduğu maddi ve manevi destek,
  • Mirasbırakanın diğer mirasçılarıyla ilişkisi

üzerinde durabilir.

Mirasbırakanın sözleşmeden kısa süre sonra ölmesi veya bakım süresinin kısa kalması, tek başına sözleşmenin muvazaalı olduğunu göstermez. Buna karşılık ortada hiçbir bakım ilişkisi bulunmaması ve sözleşmenin yalnızca bağışı gizlemek için düzenlenmesi, muris muvazaası iddiasını destekleyebilir.

Her ölünceye kadar bakma sözleşmesi muris muvazaası değildir. Belirleyici olan, tarafların sözleşme tarihindeki gerçek iradesi ve devir karşılığında üstlenilen bakım borcunun niteliğidir.

Hangi İşlemler Muris Muvazaası Kapsamında Değerlendirilmez?

Yargıtayın 1 Nisan 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı, klasik anlamda tapuya kayıtlı taşınmazın satış görünümü altında bağışlanmasını konu alır.

Bu nedenle aşağıdaki işlemler doğrudan aynı kapsamda olmayabilir:

  • Para bağışları
  • Araç ve diğer taşınır malların devri
  • Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların zilyetliğinin devri
  • Resmî şekilde açıkça yapılmış taşınmaz bağışları
  • Mirasbırakanın başka bir kişi adına doğrudan taşınmaz satın alması
  • Şirket payı veya banka hesabı devri

Anayasa Mahkemesinin bir kararına konu uyuşmazlıkta, devir tarihinde tapuya kayıtlı olmayan taşınmazın zilyetliğinin bağışlanmasına 1 Nisan 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı’nın uygulanamayacağı kabul edilmiştir.

Bu işlemlerde tenkis, mirasta denkleştirme, sebepsiz zenginleşme veya genel muvazaa gibi başka hukuki kurumlar gündeme gelebilir.

Muris Muvazaası Davasında Zamanaşımı Var mı?

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası, işlemin geçersizliğine dayandığı için kural olarak zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir.

Dava, mirasbırakanın ölümünden yıllar sonra da açılabilir.

Bununla birlikte aradan uzun süre geçmesi:

  • Tanıkların vefat etmesine,
  • Tanıkların olayları hatırlayamamasına,
  • Banka kayıtlarına ulaşılamamasına,
  • Taşınmazın birden fazla kişiye devredilmesine,
  • İyi niyetli üçüncü kişilerin hak kazanmasına

neden olabilir.

Bu nedenle davanın süreye tabi olmaması ile iddianın yıllar sonra ispatlanabilmesi aynı mesele değildir.

Muris Muvazaası ile Tenkis Davası Arasındaki Fark

Muris muvazaası ve tenkis davası, mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirlerle ilgili olsa da farklı hukuki kurumlara dayanır.

Muris muvazaası davası

Muris muvazaasında, görünürdeki işlemin gerçeği yansıtmadığı ve gizli bağışın gerekli şekle uyulmadan yapıldığı ileri sürülür.

İşlem baştan itibaren geçersiz kabul edilir. Saklı pay sahibi olma şartı aranmaz; miras hakkı zedelenen mirasçılar dava açabilir.

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası kural olarak zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı değildir.

Tenkis davası

Tenkis davasında işlem geçerlidir. Ancak mirasbırakanın yaptığı kazandırma, saklı paylı mirasçının korunmuş miras payını ihlal etmektedir.

Dava yalnızca saklı payı zedelenen mirasçılar tarafından açılabilir. Tasarruf, saklı payı ihlal ettiği ölçüde azaltılır.

Tenkis davası, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık ve her hâlde kanunda belirtilen on yıllık hak düşürücü sürelere tabidir.

Muris muvazaası ispatlanamazsa, koşulları bulunmak kaydıyla tenkis talebi gündeme gelebilir. Bu nedenle bazı davalarda tapu iptali ve tescil talebinin yanında terditli olarak tenkis talebine de yer verilir.

Muris Muvazaası ile Mirasta Denkleştirme Arasındaki Fark

Mirasta denkleştirme, yasal mirasçılardan birinin mirasbırakanın sağlığında aldığı karşılıksız kazandırmanın, miras paylaşımı sırasında hesaba katılmasını amaçlar.

Özellikle altsoya yapılan:

  • Ev alma yardımı,
  • İş kurma sermayesi,
  • Borç ödeme,
  • Yüklü miktarda para veya mal devri

denkleştirme kapsamında değerlendirilebilir.

Muris muvazaasında ise görünürdeki işlem ile gerçek irade birbirinden farklıdır ve tapu devrinin geçersizliği ileri sürülür.

Denkleştirmede kazandırmanın geçersiz olduğu değil, miras paylaşımında hesaba katılması gerektiği savunulur.

Mirasbırakan Çocukları Arasında Eşit Paylaştırma Yapmak Zorunda mı?

Mirasbırakan, sağlığında malvarlığı üzerinde kural olarak tasarruf edebilir. Çocuklarından birine diğerlerinden daha fazla kazandırma yapması tek başına hukuka aykırı değildir.

Mirasbırakan;

  • Bir çocuğuna gerçek bir satış yapabilir.
  • Kendisine bakan kişiye mal devredebilir.
  • Resmî şekilde bağış yapabilir.
  • Tasarruf edilebilir kısmı dilediği kişiye bırakabilir.
  • Çocukları arasında eşit olmayan bir paylaşım yapabilir.

Bu işlemler saklı payları ihlal ediyorsa tenkis hükümleri gündeme gelebilir. Görünürdeki işlem gerçek iradeyi gizliyor ve mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyorsa muris muvazaası söz konusu olabilir.

Bu nedenle mirasçılar arasındaki eşitsizlik, tek başına muvazaa anlamına gelmez.

Sık Sorulan Sorular

Tapuda düşük bedel gösterilmesi muris muvazaasını kanıtlar mı?

Hayır. Gerçek değer ile satış bedeli arasındaki büyük fark önemli bir emaredir; ancak tek başına yeterli değildir. Ödeme, alıcının ekonomik gücü, mirasbırakanın satış ihtiyacı ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.

Mirasbırakan parasını istediği çocuğuna verebilir mi?

Mirasbırakan sağlığında para bağışı yapabilir. Para ve diğer taşınır değerler, klasik muris muvazaasına dayalı tapu iptali davasının konusu değildir. Saklı pay ihlali varsa tenkis, koşulları bulunuyorsa denkleştirme gündeme gelebilir.

Kardeşe yapılan her taşınmaz satışı iptal edilir mi?

Hayır. Satış bedeli gerçekten ödenmiş ve gerçek bir satış iradesi bulunuyorsa işlem geçerlidir. Akrabalık ilişkisi tek başına muvazaa kanıtı değildir.

Tapu iptali davası mirasbırakanın ölümünden kaç yıl sonra açılabilir?

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası kural olarak süreye tabi değildir. Ancak uzun süre geçmesi ispatı zorlaştırabilir ve taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişilere devredilmesi gibi sonuçlar doğurabilir.

Bir mirasçı tek başına dava açabilir mi?

Miras hakkı zedelenen mirasçı, kural olarak kendi miras payı oranında dava açabilir. Terekenin tamamı adına ileri sürülen taleplerde diğer mirasçıların katılımı veya tereke temsilcisi gerekebilir.

Mirasbırakan hayattayken çocuklar dava açabilir mi?

Muris muvazaası davası mirasbırakanın ölümünden sonra açılır. Mirasbırakan hayattayken miras hakkı henüz doğmuş değildir.

Taşınmaz iyi niyetli bir kişiye satılmışsa geri alınabilir mi?

Tapu siciline güvenerek iyi niyetle ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunabilir. Üçüncü kişinin muvazaayı bildiği veya bilmesi gerektiği ispatlanırsa tapu iptali talebi kendisine karşı da ileri sürülebilir.

Muris Muvazaasında Belirleyici Nokta

Muris muvazaası, yalnızca taşınmazın kime devredildiğine veya tapuda gösterilen satış bedeline bakılarak belirlenmez.

Mahkeme;

  • Mirasbırakanın gerçek amacını,
  • Alıcının ödeme gücünü,
  • Satış bedelinin ödenip ödenmediğini,
  • Devir tarihindeki aile ilişkilerini,
  • Mirasbırakanın ekonomik ihtiyaçlarını,
  • Taşınmazın devirden sonraki kullanımını,
  • Diğer mirasçılara yapılan kazandırmaları

bir bütün olarak değerlendirir.

Her düşük bedelli satış veya her eşitsiz kazandırma mirastan mal kaçırma değildir. Muris muvazaasından söz edilebilmesi için, görünürdeki işlemin gerçek iradeyi gizlediğinin ve devrin mirasçıların miras haklarını etkisiz bırakma amacı taşıdığının ortaya konulması gerekir.

Yasal Uyarı : Bu metin yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bütün somut uyuşmazlıkların kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden somut uyuşmazlıklara dair hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybı yaşanmaması adına hukuki süreçlerin yetkin bir avukat aracılığıyla takip edilmesi gerektiğini ısrarla hatırlatırız.

İlgili İçerikler

Benzer İçerikler