Anayasa Mahkemesi’nin “Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerde arama, kopyalama ve el koyma” başlıklı CMK 134’üncü maddesini iptal etmesi.

Bir ceza soruşturmasında işyerinize gelen kolluk ekibinin, tüm bilgisayarları, sunucuları, hatta çalışanların dizüstü bilgisayarlarını aldıktan sonra geriye kalan boş ofiste iş akışı duruyor, ticari sırlarınızın nasıl kullanıldığını bilmiyorsunuz, kişisel verilerle dolu sistemler üzerinde ne yapıldığı konusunda bilgilendirilmiyorsunuz. Yıllardır ceza soruşturmalarında alışıldık hale gelen bu tablo, Anayasa Mahkemesi’nin yakın tarihli kararıyla birlikte köklü bir değişim sürecine giriyor.

25.05.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla Anayasa Mahkemesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yıllardır uygulanan 134. maddesini yani bilgisayarlarda arama, kopyalama ve el koyma uygulamasını iptal etti. İptal hükmünün yürürlüğü 25.02.2027 tarihine ertelendi. Bu süre, ceza muhakemesinde dijital delil toplama uygulamasının yeniden inşa edileceği bir geçiş döneminin başladığı anlamına geliyor.

Aşağıda, bu kararın özellikle şirketler, yöneticiler, tacirler ve bilişim altyapısı güçlü olan her türlü ticari işletme ve kişiler açısından ne ifade ettiğini, pratik etkileriyle ele aldık.


1. Ne İptal Edildi? CMK m.134 Neleri Kapsar?

CMK m.134, ceza soruşturmalarında bilgisayarlar ve dijital veriler üzerinde:

– Arama yapılmasını,
– Kopyalama (imaj alma dahil) işlemlerini,
– Donanım ve veri taşıyıcılarına el koymayı

düzenleyen temel hüküm idi. Uygulamada bu maddeye dayanılarak:

– İşyerlerindeki sunuculara (serverlar), masaüstü ve dizüstü bilgisayarlara,
– Harici disk, USB bellek, telefon ve benzeri dijital cihazlara,
– Bulut sistemlerine erişim sağlayan cihazlara

müdahale ediliyor; çoğu durumda cihazların tamamına uzun süreli el koyma uygulanıyordu.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, bu çerçeveyi olduğu gibi kapsamakta. Karar, yalnızca teknik bir düzenlemenin değil, dijital delile yaklaşım şeklindeki bir anlayışın da değişeceğini gösteriyor.

“Karar, dijital delillerin toplanmasını imkânsız hale getirmiyor;
mevcut yöntemin Anayasa’ya uygun güvencelerle yeniden tasarlanmasını zorunlu kılıyor.”


2. Anayasa Mahkemesi Neden Bu Kararı Verdi?

Kararın tam gerekçesi, yürürlük tarihiyle birlikte daha ayrıntılı analiz edilecektir. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru içtihadı ve benzer iptal kararları çerçevesinde şu başlıklar öne çıkıyor:

2.1. Özel hayat ve kişisel veri boyutu

Bilgisayarlar ve sunucular, sadece soruşturma konusu olabilecek verileri değil, aynı zamanda:

– Kişisel yazışmaları,
– Özel hayat unsurlarını,
– Müşterilere ait kişisel ve hassas verileri,
– İşletmenin ticari sırlarını

bir arada barındırıyor. Geniş kapsamlı elkoyma ve inceleme, soruşturmayla ilgisi olmayan çok geniş bir veri havuzunu da fiilen devletin erişimine açıyor.

Anayasa Mahkemesi, önceki kararlarında da şu çizgiyi belirginleştirmişti: Dijital deliller üzerinde yapılacak işlemler, yalnızca arama olarak değil, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması perspektifinden ayrı bir hassasiyetle ele alınmalı.

2.2. Ölçülülük ve amaç odağı

Uygulamada sıkça karşılaşılan tablo şuydu: Soruşturma belli bir dönemle, belli işlemlerle veya belirli kişilerle sınırlı olmasına rağmen, tüm sistemlere el konuluyor; veri filtrelemesi çoğu kez sonradan ve sınırlı denetimle yapılıyordu.

Bu durum:

– Ölçülülük ilkesine,
– “Müdahale, amaca elverişli ve zorunlu olmalı” ölçütüne,
– Soruşturmayla ilgisi olmayan üçüncü kişilerin haklarına

ilişkin ciddi tartışmalar doğuruyordu. Anayasa Mahkemesi’nin iptal yönündeki tercihi, mevcut sistemin bu hassasiyeti yeterince gözetmediği yönünde güçlü bir işaret niteliğinde.

2.3. Yargısal denetimin niteliği

CMK m.134, hakim kararı öngörmekle birlikte, özellikle:

– İncelemenin kapsamının,
– Hangi verilerin kopyalanacağı veya arşivleneceğinin,
– Soruşturmayla ilgisi olmayan verilerin nasıl ayıklanacağının

nasıl ve kim tarafından belirleneceği konusunda ayrıntılı güvenceler içermiyordu. Bu boşluk büyük ölçüde uygulamaya bırakılıyor, standartlar soruşturma birimine göre değişebiliyordu.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, bu alanın daha somut, öngörülebilir ve denetlenebilir bir çerçeveye kavuşturulması gerektiği mesajını da taşıyor.


3. İptal Kararının Ertelenmesi Ne Anlama Geliyor?

Kararın yürürlük tarihi 25.02.2027 olarak belirlenmiş durumda. Bu erteleme, hem ceza adalet sistemini hem de dijital altyapıya sahip tüm kişi ve kurumları yakından ilgilendiriyor.

3.1. 25.02.2027’ye kadar ne olacak?

Bu tarihe kadar:

– CMK m.134 teknik olarak yürürlükte kalmaya devam edecek,
– Savcılık ve kolluk birimleri soruşturmalarını mevcut maddeye dayanarak yürütmeyi sürdürecek,
– Ancak Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri, uygulamayı fiilen etkilemeye başlayacak.

Uygulayıcıların, bu süreçte:

– Daha dar kapsamlı elkoyma ve kopyalama yöntemlerini tercih etmesi,
– Soruşturmayla ilgisi olmayan geniş veri havuzlarını mümkün olduğunca dışarıda bırakması,
– Özellikle kişisel veriler ve ticari sırlar konusunda daha temkinli hareket etmesi beklenebilir.

3.2. Yasama açısından geçiş süreci

Ertelenmiş yürürlük tarihi, yasama organına şu mesajı veriyor:

“Dijital deliller için yeni, daha güvenceli ve ölçülü bir düzenleme yapılması gerekmektedir.”

Bu süreçte yeni bir “dijital delil rejimi”nin ortaya çıkması muhtemeldir. Beklenti, bilgisayar ve dijital verilerde arama ve elkoymanın:

– Daha ayrıntılı,
– Kademeli müdahale esasına dayalı,
– Veri sınırlaması ve filtreleme mekanizmaları içeren,
– Hem şüpheli/sanık, hem üçüncü kişiler, hem de mağdurların haklarını gözeten

bir yapı içinde tekrar düzenlenmesidir.


4. Devam Eden Soruşturmalar ve Davaların Akıbeti Ne Olacak?

Kararın yürürlük tarihinin ertelenmiş olması, pratikte en çok şu soruyu gündeme getiriyor: Hâlen yürüyen soruşturma ve davalarda, CMK m.134’e dayanan dijital delillerin durumu ne olacak?

4.1. 25.02.2027 öncesi dönemde elde edilen deliller

İptal hükmü ileriye dönük olduğundan, kural olarak, kararın yürürlüğe girdiği tarihten önce CMK m.134’e dayanılarak elde edilen delillerin otomatik olarak hükümsüz sayılacağı söylenemez. Ancak bu deliller:

– Somut olayda ölçülülük,
– Hakim kararının içeriği ve kapsamı,
– Kişisel verilerin korunması,
– Özel hayatın gereksiz ifşası

gibi çerçevelerde, özellikle üst yargı denetiminde daha sıkı bir incelemeye tabi tutulabilir.

4.2. Bireysel hak ihlali iddiaları

Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru pratiği dikkate alındığında, dijital verilere yönelik kapsamlı elkoyma uygulamaları, iptal gerekçeleriyle birlikte düşünüldüğünde:

– Özel hayata saygı hakkı,
– Kişisel verilerin korunması hakkı,
– Mülkiyet hakkı

bakımından yeniden değerlendirmelere konu olabilir. Her somut olayın kendi ölçülülük ve gereklilik testinden geçmesi beklenir.


5. Şirketler ve Tacirler Açısından Pratik Yansımalar

Dijital verinin, hemen her sektörde işin merkezine yerleştiği günümüzde, bu karar salt ceza hukuku tekniği olarak görülemez. İş dünyası için de somut sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

5.1. Dijital altyapısı güçlü şirketler

Kurumsal yapılar bakımından şu başlıklar öne çıkıyor:

Veri segmentasyonu: Ticari sırlar, müşteri verileri ve çalışanlara ait kişisel verilerin, soruşturmayla ilgisi olabilecek verilerden teknik olarak ayrıştırılabilmesi, ileride önem kazanacaktır.
Erişim loglarının tutulması: Hangi veriye kim, ne zaman, hangi yetkiyle eriştiğinin düzenli izlenmesi; hem iç soruşturmalarda hem de adli makamlarla iletişimde teknik açıklığı artırır.
Bulut sistemleri ve yurtdışı sunucular: Dijital delilin coğrafi olarak nerede tutulduğu, el koyma ve kopyalama süreçlerinde ek hukuki boyutlar yaratır. Yeni düzenlemenin bu alanı da kapsaması beklenmelidir.

5.2. Kişisel veri ve ticari sır kesişimi

Dijital delil müdahaleleri, çoğu kez şu iki alanı aynı anda etkiler:

– KVKK kapsamındaki kişisel veriler,
– Türk Ticaret Kanunu ve rekabet hukuku bağlamında önem taşıyan ticari sırlar.

İptal kararı, bu iki alanın ceza muhakemesi sürecinde nasıl korunacağına dair yeni bir denge kurulması gerektiğine işaret ediyor. Uygulamada:

– Veri maskeleme,
– Anahtar kelime bazlı filtreleme,
– Bağımsız bilişim uzmanı gözetiminde inceleme

gibi yöntemlerin daha sık tartışılması şaşırtıcı olmayacaktır.


6. Kolluk ve Savcılık Uygulamalarında Beklenecek Değişim

Ceza soruşturmalarının dijital boyutu, neredeyse her dosyada karşımıza çıkıyor. Bu nedenle, kararın uygulama pratiğine etkisi küçümsenemez.

6.1. Toplu el koyma uygulamasından hedefe odaklı incelemeye geçiş

Yeni dönemde –ve aslında 25.02.2027 öncesinde dahi– pratikte şu kaymalar beklenebilir:

– Tüm sisteme elkoyma yerine, belirli cihaz veya kullanıcı profillerinin hedeflenmesi,
– Tam imaj alma yerine, belli tarih aralıkları veya belirli dosya türleriyle sınırlı kopyalama,
– İş sürekliliğini asgari şekilde etkileyecek yöntemlerin tercih edilmesi.

Bu yaklaşım, hem iş dünyasının operasyonel risklerini azaltacak, hem de elde edilen delilin yargı önünde tartışmaya daha az açık hale gelmesine katkı sağlayacaktır.

6.2. Bilişim uzmanlarının rolü

Dijital delil incelemelerinde teknik uzmanların rolünün artması beklenebilir:

– Hakim kararlarında, bilirkişi veya bilişim uzmanlarının gözetiminde inceleme şartlarının açıkça yazılması,
– Soruşturma makamları ile bilişim birimleri arasında standart protokoller geliştirilmesi,
– İncelemenin adımlarının kayıt altına alınarak şeffaflaştırılması

gibi uygulamalar, yeni yasal çerçeve şekillenirken doğal olarak gündeme gelecektir.

7. 25.02.2027 Sonrası İçin Neler Öngörülebilir?

Yasama sürecinde hangi modelin tercih edileceği henüz kesin değil. Bununla birlikte, uluslararası eğilimler ve Anayasa Mahkemesi’nin yaklaşımı çerçevesinde bazı beklentiler ortaya konabilir:

Çift katmanlı koruma: Hem “konut ve işyeri dokunulmazlığı” hem de “kişisel veri/özel hayat” açısından ikili koruma mekanizmaları.
İnceleme-kopyalama ayrımı: Cihaza el koyma ile veri kopyalama arasında net farklar ve her biri için ayrı koşullar.
Veri minimizasyonu ilkesi: Soruşturmayla ilgisi olmayan verilerin mümkün olduğunca hiç elde edilmemesi veya derhal ayıklanmasına yönelik açık kurallar.
Şeffaflık ve bilgilendirme: Dijital veriler üzerinde hangi işlemlerin yapıldığına ilişkin taraflara belirli ölçülerde bilgi verilmesini öngören düzenlemeler.

Bu çerçevede, yeni maddenin, teknik altyapısı iyi düşünülmüş, uygulamaya dönük netlik taşıyan bir yapıda olması beklenir.


Sonuç: Dijital Delil Uygulaması Yeniden Şekilleniyor

Anayasa Mahkemesi’nin CMK m.134’ü iptal kararı, sadece bir madde değişikliğinden ibaret değil; ceza yargılamasında dijital delile bakışın yeniden tanımlanması anlamına geliyor.

– 25.02.2027’ye kadar, mevcut hüküm uygulanmaya devam edecektir;
– Ancak bu süreçte hem soruşturma makamlarının hem de dijital altyapıya sahip kişi ve kurumların, yeni döneme uyum sağlayacak bir perspektif geliştirmesi de gerekmektedir;
– Özel hayat, kişisel veriler ve ticari sırlar ile etkin soruşturma ihtiyacı arasındaki denge, önümüzdeki dönemin temel tartışma eksenini oluşturacak.

Karar, dijital çağda ceza muhakemesinin yeniden düzenleme gerektiren alanlarına dair önemli bir uyarı niteliğinde. Bundan sonraki adım, bu uyarının, öngörülebilir ve uygulanabilir bir yasal çerçeveyle somutlaştırılması olacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir